bir odada yalnız başına çalışan adam

Pandemi ile çocuklarımızın sınırları daraldı mı ?

Yoksa tamamen ortadan kalktı mı ?

Peki ya anne babalar ne durumda?

Hepimiz zorlu bir süreçten geçtiğimiz, sonu belirsiz bir dönemin içindeyiz. Özlemle andığımız normal hayatımızda her zaman söylediğimiz bir niyet var: “Önce Sağlık”. Şimdi tam da önce sağlık ile sınanıyoruz. Hissettiğimiz ise korku ve endişe! Sürekli kendimizi ve sevdiklerimizi sorguluyor; bazen farkında bile olmadan onları baskılıyoruz. Kendimizi sıkışmış ve çıkmazda görüyoruz. Adeta bir mücadelenin içindeyiz; bizler de çocuklar da. Bizler hem ev hem iş arasında sıkışırken, çocuklar evde sıkıştı! Normal zamanda; ev içinde, okulda veya hayatın içinden herhangi bir yerde sınırlarını çizmeye çalıştığımız çocuklarımızın, şu günlerde sınırları tamamen kalkmış durumda. Bu sınırları görmezden geliyoruz; çünkü şu an önemli olan onların evde, sağlıklı olabilmesi. Kesinlikle!

Peki bu aşamalardan geçerken evde durumlar nasıl? Daha önce teknoloji kullanımına kota getirmeye çalışırken; şimdi çocukları 8-9 saat eğitim için bilgisayar başında oturtmaya çalışıyoruz. Bir de ders konularını anlatıyoruz; belki ders bile çalışıyoruz, sonra da ödev geliyor. Burada büyük bir tezatlık var sanki. Öncesinde karşı çıktığımız ve savunmadığımız durumları zorundalıktan kendimizi yaparken, yaptırırken buluyoruz. Çocuklar ne yaşıyor? Biz ne hissediyoruz? Ne kadar farkındayız? Durup kendimize, “Nasılsın?” diye soruyor muyuz? Bu soruların cevapları, “Bilmiyorum, kötü, önemi yok” vs. ise burada şunu belirtmek isterim ki; biz kendimiz için en ufak bir farkındalığa sahip olmadan onların ne hissettiğini ve bu süreçten nasıl geçtiğini anlayamayız. Önce kendinize sorun, “Ben ne hissediyorum?” Hissettiğiniz duyguyu kabul edin. Sonra çocuğunuza yaklaşımınız ve tutumunuz daha kolay olacaktır. En önemlisi onların da bizler gibi sıkışmış ve kaygı dolu olduklarını unutmayalım.

Evde durumları kontrol altına almaya çalıştıkça yoruluyoruz ve tıkanıyoruz. Tamamen serbest bıraktığımızda da önüne geçemiyoruz. Çünkü çocuklar düzeni sever; fakat düzeni sürdürme konusunu kavrayamaz, uygulayamazlar. Bu durumda, ev sınırları içine giren özgür çocuklar ortaya çıkar. Biz bugünlerde sınırlarımızı daraltmışken, onlar evde sınırları genişleterek özgürlüklerini ilan ettiler.

Peki ne yapacağız? Aslında hep olması gerekeni. Ne sınırları arttıracağız ne de sınırları ortadan kaldıracağız. Kendi sınırlarını birlikte belirleyip onları sınırlarında özgür bırakacağız. Onlar da bizim gibi anlaşılmak, özgür bir nefes almak ve düzenlerinde tutarlılık istiyorlar. Kendilerine öncelikle özgürlüğü verin. Bir alan seçsinler ve tamamen kontrol onlarda kalsın. Bu durum bizim alanımıza geldiklerinde saygı duymaları gerektiğini fark etmelerini sağlar. Evde küçük görevler vermeniz sorumluluk duygusunu arttırır ve kendi sorumluluklarını dayatılmadan kendi yapmaları gerektiği bilincine vardırır. Bazen ortak alanların sınırları genişletilebilir mesela. Bizler genişletmiyor muyuz?

Seçenek sunabilirsiniz. Burada seçeneklerin her iki tarafın da lehine olabilmesi gerektiğini unutmayın. Bu yöntem mutlaka sonuç verecek, çocuğunuz ile aynı taraftan bakmanızı sağlayacaktır.

İletişim de bir diğer önemli nokta. Çocuğunuza duygularının anlaşıldığını hissettirerek yaklaşın. Size karşı hem açık ifade kullanacak hem de siz duygularınızı dışa vurduğunuzda sizi anlayabilecek; aynı zamanda empatiyi öğrenmeye başlayacaktır.

Dersler konusunda, “Asla dinlemiyor.” veya “Bilgisayar başında bensiz oturmuyor.” diyorsanız da; size neden ihtiyaç duyduğunu bulmaya çalışın. “Neden dinlemek istemiyorsun? Dinlemelisin.” gibi ifadeler, sürekli ikaz dayatma hissiyatını oluşturur ve çocuk bundan kaçar. Bu durumda, “Seni anlıyorum, gerçekten senin için zor olmalı.” diyebildik mi? Duygularını anlamamız gerektiğini, onların da bizler gibi anlamlandıramadığımız bir süreçten geçtiklerini unutmayın. Anneler, babalar, çocuklar; hepimiz için zor. Kendinize zaman ayırmayı unutmayarak diyoruz ki: “Sizleri anlıyoruz.”

Sağlıkla ve mutlulukla kalın.

Hazal Reyhan ÇELİKKOL
Psikolog