Yeme Bozuklukları ve Bilinmeyenleri

Yeme bozuklukları; genetik, psikolojik, çevresel etkenlerden kaynaklı olarak ortaya çıkan; yeme ve kilo kontrolü davranışlarında bozulma ile birlikte fizyolojik(bedensel) ve psikolojik sağlığın bozulması şeklinde sonuçlanan durumlardır. Kişinin zihni sürekli yemek, kalori, tartı, kilo verme düşünceleri ile meşgul olmakta ve kişi bunlarla ilgili yoğun kaygı duymaktadır.

Başlıca Yeme Bozuklukları:

Pika

En az 1 ay süreyle; toprak, kil, tebeşir, kömür, kağıt, çimento gibi besleyici değeri olmayan nesneleri tiksinmeksizin yeme alışkanlığı olarak bilinmektedir. Genellikle çocuklarda görülür.

Geri Çıkarma(Geviş Getirme) Bozukluğu

En az 1 ay süreyle, kişi sürekli olarak yediğini çıkarmakta, çıkardığı yiyeceği yeniden çiğnemekte, yutmakta ya da tükürebilmektedir. Genellikle çocuklarda görülür.

Kaçıngan/Kısıtlı Yiyecek Alımı Bozukluğu

Kaçıngan yiyecek alımı bozukluğu, belirgin derecede kilo kaybı ve hatta çocuklarda büyümeyi durduracak kadar beslenme eksikliğinin olduğu bir yeme bozukluğudur.

Hastalar yemeye ya da yiyeceğe ilgi göstermemekte, yiyeceklerin tiksindirici olduğu ile ilgili kaygı duymaktadırlar. Genellikle çocuklarda görülür.

Anoreksia Nervoza(Anoreksiya)

Anoreksia Nervoza olan kişi, belirgin biçimde düşük bir vücut ağırlığına sahip olmasına rağmen sıkı diyetler yaparak kilo vermeye çalışmakta ve kilo almaktan oldukça korkmaktadır.

Bununla birlikte kilo alma düşüncesi yoğun şekilde kaygı yarattığı için sık sık bedenini izleyerek aynada kontrol etmekte ve tartılmaktadırlar.

Danışanların bazılarında tıkınırcasına yeme ya da çıkartma davranışları olabilmektedir. Çıkartma davranışı genellikle kendini kusturma, laksatif ya da müshil kullanımı, yoğun egzersiz ile kendini göstermektedir. Danışanlar, düşük kiloda olduklarını kabul etmemekle birlikte vücut biçimlerini algılamada bozukluk yaşarlar. Aynı zamanda vücut ağırlığına ve biçimine aşırı önem yüklerler ve öz değerlerini de ağırlıkları ile belirlerler.

Danışanların özellikleri; katı, mükemmelliyetçi ve kontrolcü olmalarıdır. Kontrol etme arzularını “yememe” davranışları ile sergilerler.

Anoreksia Nervozaya sahip olan kişilerde; baş dönmesi, halsizlik, sürekli üşüme, asosyal tutum, özdeğer problemleri, huzursuzluk, adet düzeninde bozulma, cilt sorunları, depresyon, intihar gibi oldukça ciddi sorunları beraberinde getirmektedir.

Blumia Nervoza(Bulimiya)

Kilo almayı önlemek için kişi haftada en az bir kez, üç ay süreyle; kendini kusturma, laksatif ya da müshil kullanımına yönlenmektedir. Ancak sağlıksız çıkartma davranışlarına rağmen yine de normal kilonun üstünde olur ya da kilo almaya devam ederler. Çünkü sindirim ağızda başladığı için alınan kalorinin en az %50’si vücutta kalmaktadır.

Blumia Nervoza hastalarının kişilik özellikleri dışa dönük ve sosyal olmalarıdır. Kendilerine verdikleri değeri ve öz güvenlerini, dış görünüşleri belirlemektedir.

Blumia Nervoza hastalığı; mide-bağırsak sorunlarına, yemek borusunda yırtılmaya, dişlerde çürüme ve ağız kokusuna, boyun ve yüzde şişkinliğe hatta potasyum dengesizliğine bağlı kalp krizi riskine neden olabilmektedir. Kusma davranışı aslında bağımlılık yarattığı için kişinin kendi dış görünüşüyle alakalı bir problemi kalmasa da davranışın uzun süreli tekrarından sonra tamamen bağımlılığa evrildiği görülmektedir.

Başlıca Blumia Çeşitleri

1.Basit Blumia:

Genellikle kızlarda görülen ve 18 yaşıyla birlikte başlayan yaygın bir Blumia türüdür. Öncesinde normal bir hayat yaşayan bu grup bulimikler, az da olsun kendilerine güven konusunda sınırın altındadırlar ve herhangi bir konuda haklarını pek savunmazlar. Aile öz geçmişleri açısından ayrıcalıklı konuma sahip olmayan bu grup, muhtemelen arkadaşlıklarını normal standartlarda devam ettiriyorlardır ve yaşıtları arasında da oldukça popülerdirler. Durum bir mutsuzluk dönemiyle tetiklenir ve çoğunlukla bu sorunlu döneme sebep, yıkıcı bir erkek arkadaş ilişkisidir. Kendini sevmeme eğilimi dış görünüş üzerine yoğunlaşır ve kendine güveni geliştirmek amacıyla diyete başlanılır. Sıkı kontrollü diyet, kısa devre kandırmalarıyla kesilir ve başarılı olmaz. Kusma yöntemi, artan kiloları verme isteğini başarma çabalarının bir parçası olarak kullanılır ve sonuç olarak zevk için yeme ve bağırsakları temizleme döngüsü içine kendiliğinden girilmiş olunur. Kilo, normale yakındır; fakat yeme şekli zamanla çok daha kötü hale gelir. Bu çeşit Blumia, en az şiddetli olan Blumia şeklidir.

2.İştahsız Blumia:

Anoreksianın kısa dönem devresinden sonra oluşan Blumianın farklı bir şeklidir. Kişide anoreksia boyunca meydana gelen iştahsızlık olayı oldukça kısadır ve danışan, tedavisiz bu dönemi atlatmaya başlar. Reglinin yeniden başlayacağı 46 kilo civarında, kilosunu kısa bir süre sabitler. İştahsızlık kontrolü, uzun süre devam ettirilemez ve zevk için yeme(binging) oldukça küçük bir şekilde başlar; fakat kusmaya başlandıktan sonra, bingingin şiddeti artmaya başlar. Kişi, normal bir insanın yediğini olağan bir yemekten sonra bile kusmaya başlar; bu durum, iştah dürtüsü kontrolünün kaybedilmesi ile binging halini alır. Hastalık, zevk için yeme davranışı ve kusma döngüsünün hâkimiyeti altına girer; normal kilo civarına veya üstüne yavaş yavaş çıkmadan önce, kilo bir süre düşük seviyede seyreder.

3. Çok İticili Blumia:

Şiddetli, ağır bir Blumia çeşidi olan Çok İticili Blumia hastalığı, basit blumia benzeri şekilde başlar ve aynı yaş grubu kızlarında görülür. Bu grup, duygusal ve itici-düşüncesiz şekilde hareket etme problemleri taşıyan, bir dizi anormal davranıştan ötürü acı çekerler. Bu davranışların bazıları blumia başlamadan önce de zorluk yaratıyordur. Yeme bozukluklarıyla çağrışım yapıldığında; uyuşturucu kullanımı, alkolü kötüye kullanım, kasıtlı kendine zarar verme(genellikle dirsek ile bilek arasını kesme şeklinde), çalma, kişi ayırt etmeksizin girilen cinsel ilişki gibi birçok davranış probleminin harmanlanacağı bir tabloyla karşılaşılacaktır

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu

Tıkınırcasına yeme bozukluğu, telafi edici davranışlarının(aşırı egzersiz, aç kalma, çıkarma davranışı gibi) bulunmadığı ve tekrarlayan yeme ataklarının olduğu klinik bir tablodur. Hastalar yemek yeme davranışı üzerindeki denetimi kaybederek aşırı yeme atakları sergilemekle birlikte dengeleyici davranışlarda bulunmazlar. Aynı zamanda vücut ağırlıkları ve beden biçimleri ile ilgili yüksek kaygı duyarak küçük düşürücü görüntüye sahip olduklarını düşünürler. Yeme atakları esnasında çok hızlı yeme, rahatsız hissedene kadar aşırı yeme, aç değilken de yeme ve aşırı yeme davranışının sonucunda utanması sebebiyle yalnız yemeyi tercih ederler. Yeme ataklarının sonucunda suçlu, utanmış, depresif ve kendinden iğrenmiş hissederler.

Ortoreksia(Ortoreksiya) Nervoza(Sağlıklı Beslenme Takıntısı)

Sağlıklı yiyeceğin tüketilmesi ile ilgili bir takıntı anlamına gelen ortoreksiya nervoza, diğer yeme bozukluklarından farklı olarak tüketilen yiyecek miktarı ve zayıf görünüme odaklanmak yerine sağlıklı ve saf yiyecekleri tüketmeye karşı takıntının gelişmesi olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı beslenme genel anlamda bir problem olmamasına rağmen yaşantıyı olumsuz etkileyecek düzeyde uzun süreli ve sık olduğunda kişilik ve davranış bozuklarına yol açacak bir patolojik sorun olarak değerlendirilmektedir.

Gece Yemek Yeme Bozukluğu

Gece yemek yeme bozukluğu tanı kriterleri arasında; bireyin uykudan uyanıp yemek yemesi ya da akşam yemeğinden itibaren aşırı yeme davranışı ile birlikte tekrarlayıcı ve sürekli olarak gece yemek yeme dönemleri olmakla birlikte kişi tüm bunları hatırlamaktadır. Kişinin enerji alımının geç olmasının sonucunda, sabah yemeleri azalırken akşam ve gece yemeleri artmaktadır. Kişi, gece yemelerinde daha çok bol karbonhidrat içeren besinlere yönlenmektedir. Gece yemek yeme sendromu psikolojik destek alınarak tedavi edimediği sürece obeziteye neden olmaktadır.

Obezite

Kimileri bunu yeme bozukluğundan ziyade beslenme bozukluğu olarak tanımlasa da kişinin yemekle kurduğu duygusal bağ ile sürekli yeme isteğinin sonucu olarak ortaya çıkan fiziksel problemlerinin başında gelir. Kişiye sağlıklı beslenmeyi öğretsek bile yemekle arasında kurduğu duygusal bağı kırmassak tekrar kilo al-ver döngüsüne geçecektir.

Aslında tüm yeme bozukluklarında kişi sürekli olarak yemeği düşünür. Bu düşüncenin arkasında olan bir kaygı vardır. Kaygıyı hissetmeme adına yapılan bir davranış döngüsü olarak da tanımlayabiliriz ve sanıldığından çok daha yaygındır.

Yeme bozukluklarının hepsi dışarıdan belli olmaz; çünkü kişinin kilosundan bağımsızdır. Kişinin kendisini değersiz hissetmesi ve tüm değerinin kilosu ve beden görüntüsünden ibaret olduğu yanılgısına düşmesi, kişinin kilosu ne olursa olsun bir noktada onu yakaladığı için dışarıdan anlaşılması güç olur. Evet, modern dünyanın belirlediği ideal estetik ölçüler var ve bu ölçüler insanlar için önemli; yalnız kişi eğer toplum tarafından ancak o ideale yakınlaştığı zaman değer göreceğine inanıyorsa, kendisini o zaman “tamamlanmış” hissedeceğine inanıyorsa, hiçbir zaman “tam” hissetmeyecektir. Bunun nedeni, kişinin bütünlüğünde dış görünüşün sadece bir parça olduğunun, diğer özelliklerinin ve benliğinin değerli olduğunun tamamen göz ardı edilmesidir.

Temelde var olan değersizlik duygusu tartıdan bağımsızdır, kökeni bir çok sebebe bağlı olabilir. Travmalar, ebeveyn tutumları, mükemmelliyetçi yapı, ilişki problemleri ve duyguları ifade etme sıkıntısı bu sebeplerden sadece birkaç tanesidir. O yüzden yeme bozukluğu olan kişinin yemek ve kilo arasındaki döngüde sıkışması kilo verdiğinde ya da kilosunu koruyabildiğinde geçmez. Psikolojik destekle kişinin kendi bütünlüğünün farkına varması, yeme davranışındaki bozukluğun sebebini çözümlemesi gerekir.

Başarmak için bir adım atmanız yeterli, yeter ki kendinize inanın, güvenin ve gerçekten bu durumdan kurtulmak isteyin…

Sevgiler, mutlu kalın…
Kardelen Özyurda
Psikolog